Osmanlı Devleti’nde Çevre Hukuku

Doç. Dr. Mehmet Uçan

Mecelle, Osmanlı İmparatorluğu’nda 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından hazırlanan İslami özel hukuk (medeni hukuk) kurallarının derlendiği bir hukuk kodeksidir. Mecelle’de doğrudan “çevre” başlığıyla bir madde bulunmasa da, çevreyi koruma ve kamu yararını gözeten pek çok madde mevcuttur. Özellikle “zararın önlenmesi”, “temizlik”, “nehrin temizlenmesi” ve “israfın yasaklanması” gibi hükümler, çevreyle ilgili temel hukukî prensipleri içerir. Bunlar modern çevre hukukunun birçok prensibinin İslam hukuku kökenindeki karşılığıdır.

Mecelle’de Çevreyle İlgili Maddeler

 

    • Madde 4: “Zarar izâle olunur.” Yani zarar giderilir / ortadan kaldırılır. Bu madde, Mecelle’nin en temel küllî kaidelerinden biridir. Anlamı şudur: Mevcut bir zarar varsa, hukukun görevi onu sürdürmek değil, ortadan kaldırmaktır. Zararı doğuran fiil bireysel olabilir, geleneksel olabilir, eskiye dayanıyor olabilir ama hukuken korunmaz. Çevre ve kamu hukuku açısından bu madde, modern hukukta “kirleten öder”, “önleme ilkesi” ve “sürdürülebilirlik” gibi kavramların klasik fıkhî karşılığı olarak yorumlanabilir.
    • Madde 6: “Zarar kadîm olmaz.” Yani zarar, ne kadar eski olursa olsun meşru hâle gelmez. Bir uygulama eskiden beri yapılıyor olsa bile, eğer zarar içeriyorsa, o zarar hukuken meşru sayılmaz ve kaldırılması gerekir. “Alışkanlık”, “gelenek”, “eskiden beri böyle” gibi gerekçeler zararı haklı çıkarmaz.
    • Madde 19:  “Lâ zarar ve lâ zırâr.” Yani zarar vermek de yoktur, zarara zararla karşılık vermek de yoktur. Yani bir kimseye veya çevreye zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yasaktır. Bu madde, çevreyi kirletmenin ve doğal kaynaklara zarar vermenin önlenmesini amaçlar. Sokakların kirletilmesi, kamuya açık alanların pisletilmesi doğrudan topluma zarar sayıldığı için bu maddeye dayanır. Osmanlı uygulamasında bu ilke, belediye temizlik düzenlemelerinin (hisbe kuralları) hukuki temelini oluşturmuştur.
    • Madde 20: “Zarar izale olunur.” Zarar meydana geldiyse giderilmelidir. Çevrenin kirletilmesi veya tahrip edilmesi durumunda sorumlular zararı ortadan kaldırmak zorundadır.
    • Madde 25: “Zarar misli ile izale edilmez.” Zarar verene aynı şekilde zarar verilmez, adil ve hakkaniyetli müdahale gerekir.
    • Madde 26: “Def‘-i mefâsid, celb-i menâfi‘den evlâdır.” Yani zararları gidermek, faydaları elde etmekten önce gelir. 
    • Madde 127: “Malını israf eden kimse hacr olunur.” Yani malını israf eden kişi, tasarruf yetkisinden kısıtlanabilir.
    • Madde 1321: Sahipsiz nehir ve suların temizlenmesi devlete (Beytülmal) aittir; eğer hazinede yeterli kaynak yoksa, bu işi nehirden su kullananlar üstlenir. Kamuya ait su kaynaklarının korunması ve temizlenmesi çevre düzenlemelerini kapsar.
    • Madde 1327: Ortak kanalizasyonun veya su yolunun bakımı ve temizliği o hat üzerindeki kullananlara aittir.

Mecelle modern çevre hukuku dilini kullanmaz ama çevreyi, kamu düzenini ve kaynakları koruyan ilkeleri çok güçlü şekilde içermektedir. Bu maddeler, İslam hukukunda ekolojik ahlâkın hukuki zemini olarak değerlendirilebilir.Temizlik ve israf karşıtı maddeler, sosyal alanlarda çevrenin korunmasını sağlar. Sokak, cadde ve ortak alanların temizliği; nehir, göl gibi doğal kaynakların korunması; ve israfın önlenmesi gibi hükümler Mecelle’de çevreyle ilgili uygulamalardır. “Zarar kadîm olmaz” gibi genel ilkeler de çevreye yapılacak müdahalelerin hukuki dayanağını oluşturur.