
Çevre Alanında Yeni Gelişmeler ve Yaklaşımlar
Prof. Dr. Zafer Ayvaz
Özet
Son yıllarda çevre sorunları, yalnızca ekolojik boyutlarıyla değil, aynı zamanda siyasal, ekonomik, etik ve kültürel boyutlarıyla da gündemin merkezine yerleşmiştir. Bu makalede, çevre alanında öne çıkan güncel gelişmeler ve yaklaşımları incelenmiş; bilimsel bulgular, politik süreçler ve toplumsal hareketler ışığında bir değerlendirme sunulmuştur.
Anahtar kelimeler: İklim krizi, adil geçiş, doğa hakları, ekolojik teoloji, biyoçeşitlilik, sürdürülebilir tarım, iklim adaleti.
Giriş
İklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve sürdürülemez üretim-tüketim alışkanlıkları, küresel ölçekte çözüm bekleyen en kritik meseleler arasında yer almaktadır (IPCC, 2023). Çevre sorunları artık yalnızca doğa bilimlerinin konusu değil; aynı zamanda politika, hukuk, din, ekonomi ve kültürün kesişim alanıdır. Bu makalede, çevre alanındaki güncel gelişmeler ve yaklaşımlar disiplinlerarası bir bakışla ele alınmaktadır.
- İklim Krizi ve Karbon Nötr Hedefleri
Birçok ülke 2050 veya daha erken tarihler için net sıfır emisyon hedefi açıklamıştır. Ancak bu hedeflerin yeterliliği ve uygulanabilirliği tartışmalıdır (UNEP, 2022). 1,5 °C eşiğini aşmamak için daha hızlı ve radikal önlemler gerektiği belirtilmektedir.
- Adil Geçiş
Enerji dönüşümünün sosyal boyutu öne çıkmaktadır. Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde işçi haklarının korunması, yeni istihdam olanaklarının sağlanması ve sosyo-ekonomik eşitsizliklerin derinleşmemesi gerektiği savunulmaktadır (ILO, 2015).
- Doğa Hakları ve Ekosentrik Hukuk
Doğanın hukuki kişilik kazanması, çevre hukukunda yeni bir paradigma sunmaktadır. Yeni Zelanda’da Whanganui Nehri’nin ve Kolombiya’da Amazon ormanlarının hukuki özne olarak tanınması bu gelişmeye örnektir (Boyd, 2017). Bu durum, insan-merkezli yaklaşımdan doğa-merkezli yaklaşıma geçişin göstergesidir.
- Ekolojik Teoloji ve Dinî Yaklaşımlar
Dinlerin çevre etiği üzerindeki etkisi giderek daha fazla incelenmektedir. Papa Francis’in Laudato Si’ enciklik mektubu Hristiyanlıkta önemli bir dönüm noktasıdır (Francis, 2015). İslam’da ise emanet, israf yasağı ve mizan kavramları ekolojik bilinç açısından dikkat çekmektedir (Nasr, 1996).
- Biyoçeşitlilik Kaybı ve Altıncı Yok Oluş
Bilimsel araştırmalar, türlerin yok olma hızının doğal sürecin yüzlerce katına ulaştığını göstermektedir (WWF, 2022). Bu durum “Altıncı Büyük Yok Oluş” olarak tanımlanmaktadır (Kolbert, 2014). Biyoçeşitlilik kaybı, ekosistem hizmetleri ve insan refahı için doğrudan tehdit oluşturmaktadır.
Altıncı Büyük Yok Oluş (Sixth Mass Extinction), günümüzde yaşanmakta olan ve insan faaliyetleri sonucu hızlanan küresel biyoçeşitlilik kaybını tanımlamak için kullanılan bir kavramdır.
Dünya tarihinde beş büyük kitlesel yok oluş yaşanmıştır. Bunlar:
- Ordovisyen-Silüryen (yaklaşık 443 milyon yıl önce): Deniz türlerinin büyük kısmı yok oldu.
- Devoniyen (yaklaşık 360 milyon yıl önce): Özellikle deniz canlılarında geniş çaplı kayıplar yaşandı.
- Permiyen-Triyas (yaklaşık 252 milyon yıl önce): “Büyük Ölüm” olarak da bilinir, türlerin %90’ı yok oldu.
- Triyas-Jura (yaklaşık 201 milyon yıl önce): Kara ve deniz türlerinde ciddi kayıplar oldu.
- Kretase-Paleojen (yaklaşık 66 milyon yıl önce): Dinozorların yok oluşu ile bilinir, muhtemelen asteroid çarpmasıyla tetiklendi.
Bugün ise bilim insanları, altıncı büyük yok oluşun yaşandığını ve bunun doğal süreçlerden değil, insan etkisinden kaynaklandığını söylüyor.
Günümüzdeki Yok Oluşun Özellikleri
- Hız: Türlerin yok olma hızı, doğal süreçlerde beklenenin 100–1000 katı üzerindedir. Bunun nedenleri arasında habitat kaybı (ormanların tarım ve şehirleşme için yok edilmesi), iklim değişikliği, aşırı avlanma ve aşırı balıkçılık, kirlilik (plastik, kimyasal, pestisit) ve istilacı türlerin yayılması bulunmaktadır.
- Kapsam: Memeliler, kuşlar, amfibiler, böcekler ve bitkiler dâhil olmak üzere çok geniş bir yelpazede tür kaybı yaşanmaktadır.
Altıncı Büyük Yok Oluş Neden Önemli?
- Ekosistem hizmetleri açısından: Tozlaşma, su döngüsü, toprak verimliliği ve iklim dengesi tehdit altındadır.
- İnsan yaşamı açısından: Gıda güvenliği, sağlık ve ekonomik faaliyetler doğrudan biyoçeşitliliğe bağlıdır.
- Geri dönüşsüzlük açısından: Bir tür yok olduğunda, ekolojik ağın tamamında zincirleme etkiler oluşturmaktadır.
Altıncı Büyük Yok Oluşa Bilimsel ve Politik Tepkiler
- Bilimsel uyarılar: 2019’da IPBES (Hükûmetlerarası Biyoçeşitlilik Platformu), 1 milyon türün yok olma riski altında olduğunu raporladı.
- Uluslararası anlaşmalar: Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi (2022), 2030’a kadar kara ve deniz alanlarının %30’unun korunmasını hedeflemektedir.
- Toplumsal farkındalık: “Altıncı Yok Oluş” kavramı, Elizabeth Kolbert’in Pulitzer ödüllü The Sixth Extinction(2014) kitabıyla geniş kitlelere ulaşmıştır.
Özetle “Altıncı Büyük Yok Oluş” insan faaliyetlerinin tetiklediği ve tarihteki diğer kitlesel yok oluşlardan farklı olarak doğal nedenlerle değil, doğrudan insan eliyle gerçekleşen bir biyoçeşitlilik krizidir. Bu süreç, yalnızca doğayı değil, insanlığın geleceğini de tehdit etmektedir.
- Sürdürülebilir Tarım ve Gıda Sistemleri
Endüstriyel tarımın iklim değişikliğine katkısı, toprak sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle agroekoloji, permakültür ve organik tarım gibi alternatif yaklaşımlar öne çıkmaktadır (Altieri, 2018). FAO ve IPCC raporları, gıda sistemlerinin dönüşümünü iklimle mücadelede kilit bir alan olarak vurgulamaktadır.
- İklim Adaleti ve Kuzey-Güney Eşitsizliği
Tarihsel emisyonların büyük bölümünden gelişmiş ülkeler sorumludur, ancak iklim krizinden en fazla etkilenenler gelişmekte olan ülkelerdir. Bu durum iklim adaletini uluslararası gündemin merkezine taşımıştır (Roberts & Parks, 2007). COP27’de kabul edilen “Loss and Damage Fund”, bu tartışmanın somut bir yansımasıdır (UNFCCC, 2022).
- Döngüsel Ekonomi
Atıkların yeni üretim süreçlerine girdi olarak geri döndüğü döngüsel ekonomi modeli, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından yeni bir paradigma sunmaktadır (Ellen MacArthur Foundation, 2019).
- Yeşil Finans ve Sürdürülebilir Yatırımlar
Yeşil tahviller ve ESG kriterleri, finans sektöründe giderek önem kazanmaktadır. Ancak bu araçların etkili olup olmadığı, greenwashing* eleştirileriyle tartışılmaktadır (Sullivan & Mackenzie, 2021).
ESG kriterleri, yatırımların ve şirketlerin sadece finansal performansına değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal etkilerine de bakmayı sağlayan ölçütlerdir. İngilizce açılımı:
E – Environmental (Çevresel): Şirketin doğa üzerindeki etkisini ölçer. Örnek göstergeler: karbon emisyonları, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, su ve atık yönetimi, biyoçeşitliliğe etkiler.
S – Social (Sosyal): Şirketin çalışanlara, müşterilere ve topluma karşı sorumluluklarını değerlendirir. Örnek göstergeler: işçi hakları, iş güvenliği, çeşitlilik ve kapsayıcılık, yerel topluluklara katkılar, insan haklarına uyum.
G – Governance (Yönetişim): Şirketin yönetim ve karar alma süreçlerini kapsar. Örnek göstergeler: şeffaflık, etik kurallar, yolsuzlukla mücadele, yönetim kurulunun bağımsızlığı, hissedar hakları.
Kısaca ESG kriterleri, bir şirketin ya da yatırımın sürdürülebilirlik ve etik sorumluluk açısından performansını ölçmeye yarayan standartlardır. Yatırımcılar bu kriterleri kullanarak, yalnızca kâr odaklı değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal açıdan da sorumlu yatırımlar yapmayı hedeflerler.
Greenwashing (Türkçede genellikle yeşil aklama veya yeşil badana denir), bir şirketin, ürünün ya da kurumun çevreye duyarlıymış gibi görünmek için yanıltıcı bilgi vermesi ya da gerçekte çok sınırlı çevresel faydayı abartarak pazarlaması anlamına gelir.Temel özellikleri şunlardır:
İmaj yönetimi: Şirket, sürdürülebilir ya da çevre dostu olduğu algısını yaratır ama gerçekte uygulamaları çok yetersizdir.
Pazarlama stratejisi: Reklamlarda doğa dostu, yeşil, sıfır etkili gibi ifadeler sıkça kullanılır, fakat bilimsel temeli olmayabilir.
Şeffaflık eksikliği: Şirketler çevresel etkilerini bütünsel olarak açıklamaz, sadece “güzel görünen” bir kısmı öne çıkarır.
Örnekler:
Bir petrol şirketinin, genel faaliyetleri fosil yakıtlara dayalıyken reklamlarında sadece küçük çaplı yenilenebilir enerji projelerini göstermesi.
Tekstil firmalarının, koleksiyonlarının çok küçük bir kısmını eko ya da organik olarak tanıtması, geri kalan üretimin aynı şekilde çevreye zarar vermesi.
“Geri dönüştürülebilir ambalaj” iddiasının aslında geri dönüşüm altyapısının bulunmadığı bölgelerde işlevsiz kalması.
Neden Önemli?
Greenwashing, tüketicilerin ve yatırımcıların güvenini kötüye kullanır, gerçek çevre dostu çözümlerin önünü tıkayabilir. Bu yüzden son yıllarda ESG raporlaması, AB Yeşil Mutabakatı ve uluslararası sürdürülebilirlik standartları ile daha şeffaf ve ölçülebilir raporlama zorunlulukları getirilmektedir.
- İklim Göçü ve Güvenlik
İklim değişikliği nedeniyle göç eden toplulukların sayısı artmaktadır. Bu olgu, yalnızca insani bir kriz değil, aynı zamanda uluslararası güvenlik meselesi olarak da gündemdedir (Brown, 2008).
- Dijitalleşme ve Çevre
Yapay zekâ ve büyük veri uygulamaları enerji verimliliği sağlama potansiyeline sahip olsa da, veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacı ve elektronik atık sorunu çevresel riskler doğurmaktadır (Jones, 2018).
Sonuç
Çevre sorunları, günümüzde disiplinlerarası bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı, sürdürülebilir tarım ve iklim adaleti, yalnızca teknik çözümlerle değil; adalet, dayanışma ve etik ilkelerle ele alınmalıdır. Doğa hakları, adil geçiş, ekolojik teoloji, döngüsel ekonomi ve yeşil finans gibi yeni yaklaşımlar, çevre mücadelesini daha bütüncül ve kapsayıcı kılmaktadır. Önümüzdeki dönemde çevre politikalarının başarısı, küresel işbirliği ve toplumsal katılım düzeyi ile belirlenecektir.
Kaynakça
Altieri, M. A. (2018). Agroecology: The science of sustainable agriculture. CRC Press.
Boyd, D. (2017). The rights of nature: A legal revolution that could save the world. ECW Press.
Brown, O. (2008). Migration and climate change. International Organization for Migration.
Ellen MacArthur Foundation. (2019). Completing the picture: How the circular economy tackles climate change. Ellen MacArthur Foundation.
Francis, P. (2015). Laudato Si’: On care for our common home. Vatican Press.
International Labour Organization. (2015). Guidelines for a just transition towards environmentally sustainable economies and societies for all. International Labour Organization.
Intergovernmental Panel on Climate Change. (2023). AR6 synthesis report: Climate change 2023. Intergovernmental Panel on Climate Change.
Jones, N. (2018). How to stop data centers from gobbling up the world’s electricity. Nature, 561(7722), 163–166. https://doi.org/10.1038/d41586-018-06610-y
Kolbert, E. (2014). The sixth extinction: An unnatural history. Henry Holt and Company.
Nasr, S. H. (1996). Religion and the order of nature. Oxford University Press.
Roberts, J. T., & Parks, B. (2007). A climate of injustice: Global inequality, North-South politics, and climate policy. MIT Press.
Sullivan, R., & Mackenzie, C. (2021). Responsible investment: Guide to ESG data providers and relevant trends. Routledge.
United Nations Environment Programme. (2022). Emissions gap report 2022. United Nations Environment Programme.
United Nations Framework Convention on Climate Change. (2022). COP27 outcomes: Sharm el-Sheikh implementation plan. United Nations Framework Convention on Climate Change.
World Wide Fund for Nature. (2022). Living planet report 2022. World Wide Fund for Nature.